Sıraç Sözcüğünün Anlamı

Sıraç sözcük olarak birleşik bir kelimedir. Sır; giz, gizli anlamındadır. Aç sözcüğü ise açmak filinden gelmektedir. Sıraç; gizliliği kaldır aç anlamına gelmektedir. Tasavvufi anlamda ise Sıraç iki şeyi ifade etmektedir. Birincisi Sıraç; sırra vakıf olan, sırrı ifşa etmeyen ketum anlamındadır. İkincisi Sıraç; Hak-Muhammed-Ali yolunda sırr perdesini açıp kaldıran, gönül gözü açık üryan olan, gönül gözü ile Hakk’ı gören demektir. Osmanlı Tapu Tahrir Defterleri’nde Sarac (sırac) Cemaati’nın Tokat bölgesinde olduğu belirtilmektedir.
Sırac, Sarac, Sırak, Sarak, Sürek adları Tükmen oba adlarıdır. Anadolu, Azebaycan ve İran’da bu ad ile anılan yer ve oymak adları vardır.
** Ege Göç kavimleriyle Batı Anadolu’yu istila eden Frigler Tokat yöresindeki çekerek Tozanlı, Kelkit çayı boylarında kurulu Hitit kentlerini işgal etmişlerdir. M.Ö. 8 ve 7. yy da yüksek düzeyde bir uygarlık kurmuşlardır. Maşat höyükte Frig dönemine ait yapılar ve çeşitli eşyalar bulunmuştur.
Frigya uygarlığının yaratıldığı dönemde “Ana Tanrıça İnancı” etkisinin doruğuna çıkmış, Ana Tanrıça adına tapınaklar, kutsal alanlar yapılmış, dinsel törenler düzenlenir olmuştu. Bu dönemde Ana Tanrıça ile ilgili olarak anlatılan bir efsane, Tanrıça’ya nasıl tapıldığını da anlatmaktadır.
Efsaneye göre, Ana Tanrıça (Kibele), Attis adlı bir delikanlıya aşık olur. Attis, Ana Tanrıça’nın kendisine karşı duyduklarından habersiz, Pessinus (Ballıhisar) kralının kızıyla evlenme hazırlığındadır. Düğün yeri kurulmuş, düğüne çağrılı tüm konuklar yerini almıştır. Gözünü aşk bürüyen Ana Tanrıça, olanca görkemiyle birden düğün yerinde ortaya çıkar. Ve tanrısal gücünü kullanarak sevdiği erkek Attis’i çıldırtır. Bir anda çılgına dönen Attis, bir yandan dans eder, bir yandan da bıçağını çekerek erkeklik organını keser. Attis’in kasıklarından fışkıran kanlar toprağı sular, topraktan bitkiler fışkırır. Attis’in kendisi de ölüp bir çam ağacına dönüşür. Ana Tanrıça da onun hiç bozulmamasını sağlar. Çam ağacının, yaz-kış hiç bozulmadan kalması böyle bir efsaneye bağlanır.

SIRAÇ TOPLULUKLARI
Alevilikte yer alan serrini verip sırrını vermeme ilkesini katı bir şekilde savunan ve uygulayan bir topluluktur. Sırrını vermeme konusu sıraçlarda şu örnekle anlatılır. Günün birinde Osmanlı bir sıraç topluluğunu sıkıştırmış, sırrınızı anlatın yoksa hepinizi öldüreceğiz demiş. İçlerinden birisi sırrımızı anlatamayız ama topluluğu serbest bırakın sır benim dilimin altında yazılı olacak kellemi kesin ve sırrı öyle alın demiş. Kabul etmişler topluluğu serbest bırkmışlar o Sıracın kellesini kesmişler dilinin altındaki kağıdı almışlar ve okumuşlar, kağıtta yazılan şuymuş “ kellemizi veririz ama sırrımızı vermeyiz” . Bu örnekleme sanırım sıraçların sır vermemeye gösterdikleri özeni anlatmaya yeter.
Sıraç köylerinin bazılarında Alevi oldukları anlaşılamasın diye bazı çocuklara Ömer , Osman isminin bilinçli olarak konulduğu anlatılmıştır.
Araştırmalarım esnasında bu topluluklara mensup olduğum halde ve bir çok yapılarını da bildiğim halde gittiğim başka sıraç köylerinde bana dahi sır verilmemeye çalışılmıştır. (A.Kenanoğlu) Konuyu bilmem ve bazı şeyleri onlardan önce anlatarak giriş yapabildiğim zamanlara bana açılmışlar ve geleneksel yapılarına anlatmaya başlamışlardır. Bu topluluklar üzerinde araştırma yapıp yazılar yazan bazı yazarların hep bu sırrını vermeme ilkesi yüzünden yazıldıkları ve doğru bilgiyi alamadıkları tarafımdan gözlenmiştir.Sıraç toplulukları içine kapalı dışa açık olmayan topluluklardır. İç evlilik yani kendi topluluklarından evlilik yapan diğer alevi topluluklardan dahi kız alıp vermeyen bir topluluktur. 

Sıraçlar Sivas-Tokat-Amasya-Çorum-Yozgat bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bu toplulukların büyük bir çoğunluğu hemen hemen %95 ı Hubyar ‘ a bağlıdır. Hubyar Toplulukları kendi içlerinde bir birlerine Sıraçlar demekte ise de bölgede bulunan diğer Alevi gurupları Tüm Hubyar mensuplarını Sıraçlar olarak nitelendirmektedirler.
Sıraç Toplulukları ile ilgili 16.Yüzyıl sonlarına ait bir belge;
XVII. yüzyılın sonlarında Hoca hasları aklamı içinde yer alan Sıraçlı ya da Sıraçlar kabilesi Sivas eyaleti dahilinde Şarkipare kazasında meskundu. Öte yandan XVI. Yüzyılın ilk yarısında Sıraçlı kabilesi ya da bu kabileye bağlı bir kısım cemaatlar, Saruhan Sancağı’nda “ellici”xxx gruplar içinde yer alıyordu.
Tokat Voyvodalığına bağlı Sıraçlı kabilesinin kışlakları ve hane sayısı
KIŞLAKLAR 1644 1682 1693 – 1694
VTH VTH VTH VMH TH
Nefs-i Sıraçlı 118 120 141 23 164
Kümeç 28 20 22 – 22
Dedehasanlı 18 18 13 – 13
Keçilü 16 15 20 – 20
Çökelik 20 21 17 – 17
TOPLAM 200 194 213 23 236
Tokat voyvodalığı dahilinde Hoca hasları aklamından olan Sıraçlı kabilesi yukarıda anılan tarihlerde 5 kışlakta sakindi. 1682 ile 1693 tarihleri arasında meydana gelen hane artışının nedeni haric ez defter (tahrir sırasında bu kışlaklarda sayılmayan, sonradan buralara yerleşen) olan 44 Sıraçlı kışlaklarında yerleşmeleriydi. 1644’de 30.000 baş koyunu olan Sıraçlı kabilesinin 1682’de koyun sayısı 8.100’e , 1693 – 94’te ise 7.500’e düşmüştü.
Mukataa tahrirlerinde, Hoca hasları aklamından Sıraç kabilesinin diğer kabileler gibi hane resmi ve aded-i ağnam ödemekle yükümlü olduğu görülmektedir. 1682’de 194 haneden 970 kuruş, 1693 – 94’te ise 213 vergi mükellefi haneden 1.065 kuruş hane resmi tahsil edilecekti. Aded-i ağnam olarak Sıraçlı kabilesi, 1682 tarihinde 405 kuruş, 1693 – 94’de ise 375 kuruş vergi verecekti.
VTH: Vergiye Tabi Hane
VMH: Vergiden Muaf Hane
TH: Toplam Hane
Kaynak: 35-ÖZVAR, Yrd. Doç. Dr. Erol; XVII. Yüzyıl Osmanlı Taşra Maliyesinde Değişim. Rum Hazine Defterdarlığından Tokat Voyvodalığına Geçiş. Marmara Ün. Sos. Bil. Ens. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Sh. 109 – 110, İst. 1998
xxx Elliciler ya da ellici yörükler sefer zamanları azeb, yaya ve müsellemler gibi eşkinci çıkarın ve bunu da her 50 hanede bir eşkinci “eşdirerek” yapan gruplardı. Kökeni Selçuklular ve Anadolu beylikleri dönemine inen bir askeri teşkilatın uzantılarıydı. Kapıkulu ocaklarının gelişimiyle birlikte savaşçı özelliklerini yitiren bu ellici gruplar, yaya – müsellemler olarak kullanılmaya ya da kale, bina, tersane, güherçile, maden vb. gibi mirî hizmetlerde istihdam edilmeye başlanmıştı. 1531 tarihinde Saruhan’da Saraçlar cemaatinin 135 hanesi, 14 mücerredi ve 4 vergiden muaf hanesi vardı