Alevilikte Cem ve Dede

C E M 


Toplumsal düzen kurallar içinde yer alan inançsal kurallar, toplumda belli konuları düzenler belli kurallar koyar ve kurumlar yaratır. Bir toplumda, devletin resmi bir dini olunca, bunun dışında kalanlar da geçmişten gelen gelenekleriyle günün koşullarının getirdiği kurumları yaratırlar.
Bundan dolayı Alevi Hukuku, tümüyle ayrı ve özgün bir hukuk olup, kendini yaratmış bir varoluş hukukudur. Toplumdışı bırakılan, öteki sayılan Alevilik kendi yargısını da yaratmıştır.
“Cem” yalnızca inançsal gereklerin yerine getirildiği toplantılar olmayıp, toplumsal sorunların, insan ilişki ve sorunlarının görüşülüp çözümler arandığı/bulunduğu toplantılardır. Cem bu yönüyle de bir yargılama ve yaptırım yeridir.
Çünkü kadın erkek cemde birlikte bulunurlar ve “cem” de “12 hizmet” yerine getirilir. Alevilikte “kul hakkı” bir “insan hakkıdır”. Hak ihlal eden “dar”a çekilir, sorgulanır.
Rızalık alınmadan cem başlamaz. Ve cemi dede yürütür. Cem’e katılan her “can”ın uyması gereken eline, diline, beline ilkesine uyulmaması onu “düşkün” durumuna düşürür.
Dar’a çekilen can kendi özeleştirisini yapmak zorundadır.
Özetle “dar” kişinin kendi özü ile yüzleşmesidir.
DEDENİN GENEL OLARAK GÖREV VE SORUMLULUKLARI 
Dedenin en genel ve temel tanımını şöyle yapabiliriz: 12 İmamlara dayanan bir ocağa dayalı ve karizmatik soyu olan manevi bir önderdir. Dedeler Alevilerin İnanç önderleridir. Alevilerce yarı kutsal olarak algılanan dede, dini önderliğinin yanı sıra, toplumsal yaşamda da önemli roller vardır. Taliplerini, Alevi töresine ve geleneklerine göre terbiye eder, onları eğitir ve aydınlatır. Yani, Dede, Alevi toplumunun dini lideri olarak, mürşidlik eder, irşad edicidir, terbiye edici bir mürebbidir, aydınlatan üstaddır, “pîr ve rehberdir”dir. Her yıl ocağa bağlı olan köyleri gezer, dini hayatı canlandırır, yolu şenlendirir, anlaşmazlıkları giderir, dayanışmayı ve yardımlaşmayı artırarak önlemler alır. Dedenin işlevselliğini maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
? Talipler arasındaki anlaşmazlıkları “Dar Hukuk Sistemi”ne göre yargılamak, tarafları barıştırmak, cezalandırmak, aklamak, adalet tesis etmek.
? Özüyle sözüyle, güzel davranışlarıyla topluma esin kaynağı olmak.
? Hitabet gücüyle, eğer güzel sesi var ise müzik yeteneğiyle de topluluğun manevi duygusallığına hitap etmek.
? Gençlerin evlenip aile kurmasına yardımcı olmak.
? Çocukların toplumsal bakım ve eğitim ile Alevi kimlik kazanmaları konusunda öncülük etmek ve kararlı davranmak.
? Ülke sorunlarında, siyasi tercih anlarında, açık ve net görüş belirtmek.
? Kendine bağlı talip topluluklarından maddi kaynak oluşturarak Ocak (Cemevi) çevresinde sosyal tesislerin kurulmasını sağlamak.
? Alevilikte lokmassız cem olmadığından, öncelikle Aşevinin oluşumunu sağlayarak gerekli görevli ve hizmetlileri atamak.
? Aleviliğin temel ritülellerinden kurban tığlama (kesimini) için gerekli önlemleri almak.
? Cemlerde postu eşi Ana Sultan ile birlikte oturarak, cemi yönetmek. Ana Sultan ile düzenli bir aile yaşamı sürdürerek, topluma güvenli aile imajı yaratarak manevi ve sosyal güç vermek.
? Cem Erkânı yürütmek ve gerekli tedbirleri almak.
? Alevi İnancını her şart altında muhafaza etmek.
? İnanca ilişkin İslami ve örfü bilgileri ve gelenekleri muhafaza etmek.
? Talip Topluluğunu açık şeffaf bir şekilde bilgilendirmek.
? 12 hizmeti görecek sofu ve bacıları görevlendirmek.
? İster Alevi olsun, ister Sünni veya başka inançtan olsun bütün çevreye davranışlarıyla örnek olmak.
? Ocağın uzun vadeli geleceğini planlamak ve projelendirmek.
? Ocağın kendinden sonraki gelecek kuşaktaki liderlerini, belirlemek, seçmek ve çağdaş bir donanımla yetiştirmek ya da yetişmesini sağlamak.
? Güvenilir bir kişi olarak ketum olmak ve taliplere sırdaş olmak, sorunlarını ve sorularını tahlil etmek, çözümler üretmek, danışmanlık ve rehberlik yapmak.
? Talip Canlar (sofular ve bacılar) arasında sos-ekonomik, manevi yardımlaşma ve dayanışma sağlayarak gerekli alt yapıyı oluşturmak.
CEM’DE 12 HiZMET

On iki hizmet yörelere göre değişkenlik göstermektadir. Onik hizmet Ondokuza değin çıkmaktadır. Biz burda genel kabul üzerinde duracağız.

1. Mürsid-Pir-Dede; Hz. Muhammed’i temsilen “Ahmed-i Muhtar postu ya da makamıdır. Tasavvufa göre mürşid ya da pir hem mülkün (varlığın) hem gönlün (ruhun) sultanıdır.Cemi yönetir.
2. Rehber: Hz.Ali’yi temsil eder. Şah-ı Velayet makamıdır. Dedenin yardımcısı, ilk yol göstericisidir. Rehber, talibi (yola girmek isteyen canları) getirir Pir ve Mürşid’e teslim eder. Talip ikrar verir; el alır, dil alır, nasip alır, özünü meydanda bulur. Kılavuzsuz kuş uçmaz, yaprak kımıldamaz, rehber yolerinin kılavuzudur. Talip olan can dar-ı didadir. Boynunda tigbent baglı, Enel-Hakk dedigi asılır gibi doğru, baş yana bükük, eller yana sarkık berdâr, Halac-ı Mansur darında. Diz üstü oturuşa geçer talip; Nesimi Darına durur, inanci için derisi yüzülen Seyit Nesimi gibi, kendi derisi kızıl post olur kendine. Talip ‘karnında, ciğerinde hançer’, elleri gögsünde, gövde eğilmistir yere yüzüstü secdeye, Fazlı darına.Talibin ayakta ayakları mühürlüdür. Hz. Hüseyin gibi, kanayan yarasını göstermemek için kapatır, sol ayak basparmağını, sağ ayak basparmağıyla Fatıma darında. Böyle ikrar verir talip, dört darın pirinden şefaat bulur. Sırttında beyaz kefen “ölmeden evvel ölmek” için, bellerinde üç düğümlü tığbent bağlı, ayakları yalınayak Rehber eşliğinde talib. Dede huzurunda Kızılbaş Meydanında. Dede’nin sesi talibin kulağında tüm benliğine hitap eder: “ Ey talip, bu bir uzak yoldur gelemezsin! Gelme gelme, dönme dönme! Gelenin canı, dönenin malı! Bu yol demirden yay, ateşten gömlek giyemesin! Gördügünü ört, görmedigini söyleme! Eline beline diline sahip ol!. Öl söz verme öl sözünden dönme!. Seni senden aldık sana geri teslim ettik! Kendini bilen Hakk’ı da bilir!..” Ve kefen çıkarılır. Dede: “…Allah’a kul, Muhamed’e ümmet Ali’ye talip, Hz. Hüseyin’e yoldaş eyleye! İkrarın kadim, darınız niyazınız kabul ola ….” der. İşte tüm bu aşamaya talibi Rehber eğiterek getirir.
3. Peyik:dedenin geldiğini ve cem tutulacak günleri haber verir.
4.İznikçi : Cemevi’nin temizliğinden sorumludur.
5. Bekçi: Cem esnasında dışarıdan gelecek tehlikeye karşı canları korur. Canlar, canını ve malını teslim eder. Su uyur düsman uyumaz anlayışından hareketle bekçi görev yapar. İnanç kuzudur, seytan kurttur, akıl bekçidir. Bekçi olmazsa kurt kuzuyu yer.
6. Gözcü: Cemde elinde asası ile Gözcü, diplini, düzen ve sükûneti saglar. Gözcünün elindeki “asa” edepli durana, dogru söze; “göz, kulak, gönül verene” degmez. Darda duran canlara rehber ile birlikte dedeye yardımcı olur.
7. Çeragcı: Delili ( kandili, mumu ışığı) uyandırır. Cemevini sevgi nuruyla aydınlatır.
8. Semahcı: Semaha duracak canları organize eder ve duruma bağlı olarak o da birlikte döner; Hakk’a doğru, gerçege dogru, pervane olup uçarlar, durnalar gibi…
9. Zakir: Telli Kuran’dır bağlama, yanıktır sazın namesi Zakir elinde. Gönülere huşu ile coşku verir, dile hikmettir Zakirin her deyişi… Zakir bağlamanın her teline vuruşunda canlar pişirir.
10. Kurbancı: Tığlanacak koçları keser, hazırlar ve sofracıya teslim eder.
11.Sofracı: Sofra Halil Ibrahim sofrasıdır. Lokma herkesin lokmasıdır. “Elimde yoktur terazi, canlar hakkına oldu mu razı!..” diye sorulur. Destursuz lokma yiyene, kurban kestirilir bir sonraki cemde. “Kurbana, Kurbancı’ya, sofraya, sofracı’ya, çalışıp kazananarak lokma getirene , pisirene, getirip götürene ve hizmet edene..” gülbank okunur.
12. Ferraş: Hak-Muhammed-Ali meydanını çaldıgı süpürgeyle temizler, kötülüklerden pisliklerden hem meydanı arındırır, hemde canların gönüllerini durular.
İKRAR CEMİ
Alevi ana-babadan doğan bir kız veya oğlan yedi yaşında talip olması için bir mürebbi/rehber tarafından “Hak-Muhammed-Ali yolu”nda eğitime tabi tutulur. Velileri eşliğinde ikrar alınır. Bektaşilik’te ise 18 yaşında ikrar verilir. Talip rehber tarafından eğitilerek “özünü-benliğini kul eyleyip turab eder.” Hatayi şöyle der:
(…)
Sen özünü rehberine terk eyle
Marifete üç yüz altmış bağ eyle
Kırk makamı dört kapıdan fark eyle
Gel ey talip özün kul eyleyi gör.
(…)
Aleviliğe girişte ilk basamak olan “ikrar verme” önemlidir. Bu töreni bütün Alevi ozanları deyişlerinde vurgulamışlardır. Pir Sultan Abdal konu ile ilgili şöyleder:
Hakkın kapısını ben açık buldum
İptida rehberim ben anda buldum
Aldım Rehberimi ben dâra durdum
Mürşid eyvallah babam sana eyvallah
(…)
İlettiler bizi Mansur dârına
İman ikrâr getir derler Pirine
Lanet olsun ikrârından dönene
Seher vakti On iki İmam sen yeriş.
MUSAHİPLİK CEMİ
Musahiblik Kurumu 622 yılında Hz. Muhammed tarafından Medine’de ihdas edilerek; Muhacir ve Ensar aileler ikişerli olarak kardeşlik akdi yaptırılmıştır. Musahib kardeşliği Kur’an ayetlerinde sabittir. Ayrıca, Medine Vesikası’ında da madde olarak mevcuttur. Rehber eğitim ve öğretiminden geçen bir can Pir’den nasip alır ve bir Ocağa kesin olarak bağlanır. Bunun içinde Pir’den nasip alır ve Musahip tutar ve Musahiplik Cemi erkanından geçerek kurban tığlar. Buyruk’te bir talibin 20 yaşında musahip olmasını öngörür ve Rehber-Pir-Mürşit yolağını düzenler. Musahiplerde “Yarin yanağı hariç her şey ortaktır: Malı mala, canı cana katmaktır” Hatayi: “Musahip olanın özü yuyulur/Hak cemine el-ayaksız girilir” demektedir. Kul Himmet ise;
(…)
Talip on yaşında musahip tuta
Yigirmide özün gerçeğe kata
Otuzunda vara mürşide yete
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
(…)
Yirmisine gelmiş bir talip “Kamil-İnsan” olmuştur. Otuz yaşına geldiğinde ise Mürid’e vararak “Hak ile Hak olur” yiter yerişir, toplumu irşada başlar.
CEM VE NEFES İLİŞKİSİ
Cem, Semah, Kurban bir ibadet tarzıdır. Bu törenler nefesler ve gülbanklar eşliğinde bir seremoni ve ritüeller zincirlemesiyle olur. Zakir (aşık, sazenderler): Bilal-i Habeş ve İmam Zeynel Abdul-Samed piri olarak kabullenilir.Hz.Muhammed, Bilal’e müzik icra ettirmiştir. Zakirler en az üç kişilik bir heyettir. Bağlama, ney, keman, kudüm gibi enstruman çeşitlerini çalarak; deyiş, düvaz, nefes, miraçlama söylerler. Semahcı (pervane):Ebu Zer Gaffari hizmet piridir.Bacı ve sofulardan oluşan semazenler, semah eda ederler.
Alevi toplumunda yılın veya haftanın belirli günlerinde Cem, Semah, Kurban törenleri yapılmaktadır.Bu törenlerin belirli bir amacı ve ibadete yönelik olarak da adlar vardır. Her Dede Ocağına göre değişiklikler arz eder. Bir Senede 40 civarında cem tutulur/eda edilir. 15 aşkın Cem, 8 Dar Çeşidi vardır. Cuma Cemi, Kurban Cemi, Eğitim Cemi, İkrar Cemi, Musahip Cemi, Görgü Cemi, Ölü Darı Erkanı Cemi, Düşkün Darı Cemi, Abdal Musa Cemi, Birlik Cemi, Lokma Cemi, Kırklar Cemi, Hızır Cemi, Hıdırellez Cemi, Nisan-Düğün Cemi, Lokma Cem gibi yörelere göre değişen adlarla anılan cemler vardır. 

Bu cemlerde bağlama ile nefes/deyiş okuma ve geleneği binlerce yıl süre gelmiştir. Dini ve töresel bu gelenek; 12 hizmet adıyla bir seremoniyle başlar ve devam eder. Cem İbadeti; SERCEM denilen mürşit ya da pirin yönetiminde yapılır. Cem bütünselliği Alevi toplumunun Allah’a ulaşma yolunun mistik yanlarını oluşturur.Bu nedenlede müzik ve nefesin içeriği de mistik ortamın durumu yansıtır. Cem birleme ve bağlam da gülbank ile olur. Tek dalga Cemlerde 1 Duvaz 3 Nefes okunur. Sercem’in işareti ile yol kurallarına uygun ve ritüellerin sırasına göre Zakir nefeleri çalıp söyler. Cem lokmasız olmaz. Bu nedenle her cemde muhakkak bir yiyecek yenir ve içilir. Bu bağlamda bizde Alevi Yolu’nu içeren SAHİ’in bir deyişine burada yer verelim:

Kurbanlar tığlanıp gülbang çekildi
Gaflet uykusundan uyana geldim
Dört kapı sancağı anda dikildi
Üryan büryan olup meydana geldim.

Evvel eşiğine koydum başımı
İçeri aldılar döktüm yaşımı
Erenler yolunda gör savaşımı
Can baş feda edip kurbana geldim

Ol demde uyandı batın çerağı
Rehberim boynuma bend etti bağı
Üçer adım ile attım ayağı
Koç kurban dediler inana geldim

Pirim kulağıma eyledi telkiyn
Şah-ı Vilayet’e olmuşum yakın
Mezhebim Ca’ferüs Sadık-ul metin
Allah dost eyvallah peymana geldim.

Özüm darda yüzüm yerde durmuşum
Muhammed Ali’ye ikrar vermişim
Sekahüm hamrini anda görmüşüm
İçip kana kana mestane geldim

Yolumuz On İki İmam’a çıkar
Mürşidim Muhamed Ahmed-i Muhtar
Rehberim Ali’dir sahip-Zülfikar
Kulundur ŞAHİ’ya divana geldim

Cem törenlerine de çoğunlukla zakir tek kişi olur ve nefesleri okur, ancak sazlar birkaç tane olabilir. Erkek zakirlerin yanında kadın zakirlerde vardır. Aleviler de bütün deyişler enstrüman eşliğinde okunur. Bu enstrümanlar Dersim’de farklı Bulgaristan Alevilerinde farklı olup yörelere göre değişiklikler gösterir. Bağlamalar temel enstrüman olmak üzere, keman, kabak kemane, kudüm de icraya katılmaktadır. Nefeslere tek olarak seslendiren zakire; cemi yöneten Dede ve diğer aşıklarda belirli safhalar da eşlik edebilmektedirler. Çok enstrümanla yapılan bu eşlik bazen vokal ya da birkaç kadın ve erkekten oluşan koro katılımla da nefes söylemeleri gerçekleşmektedir. Koral seslendirmeye her cemde rastlamak olanağı yoktur. Müzik açısından gelişkin bazı Dede Ocaklarında yetişmiş ozanların bu tip müziği birlikte icra edebilme yeteneğine ve becerisine rastlamak mümkündür. Kısas Köyü, Kantarma Köyü, Hubyar Köyü, Onar Köyü gibi Alevi Cemaatlerinde toplu müzik icrası yapabilmektedir. Alevi toplumunda enstrümansız koral icra olmaz. 

Muhabbet cemlerinde seslendirilen deyişlerin melodilerinde ise daha dünyevi duyguların egemen olduğu hemen hissedilir. Nefeslerin melodik örgüleri cemlerin durumuyla yakından ilgilidir. Tevhid zikri ağırlıklı özsel “İçeri Cemi”nde mistik karakterli, insanları coşku ve cezbeye getiren nefesler çalınıp söylenir. Bu nefeslerde ilahi bir veche ve gizemli bir örtü kalıbı melodisi vardır. Her Dede Ocağı kendine göre benimsediği 7 ulu Ozanın bir nefesini yöresel müzik kalıbıyla seslendirerek Cemlerde huşu içinde söyler. Bu anlayış “yol bir sürek bin bir” ifadesinde somutlaşmıştır.
Bu inançta Orta-Asya Türklüğündeki Gök-Tapınak geleneğinin bir uzantısıdır.Türk kültürünün altın çağı dediğimiz Karacaoğlan çağında, Karacaoğlan sevdiğinin gözlerini methetmek için Türkistan coğrafyasında gezinir. Bu, halk kültürünün ileri düzeyde bir temsilcisinin his dünyasında kendini bulmuştur. Sevdiğinin gözlerini Belh’e, Buhara’ya, Türkistan’a değer gözlerin diyerek ifade eder. Karacaoğlan’ın dünyevi deyişi ile manevi semah nefesi; insan olmanın güzel bir ifadesidir.
CEM-SEMAH-MÜZİK BÜTÜNSELLİĞİ
Cem törenlerini yürüten, yani SERCEM olan her dede kendine bağlı; Zakir, aşık, sazender, semazendeler’den oluşan bir ekiple törenlerin her safhasını icra etmek zorundadır. Görsel yönü bunu gerektirmektedir. Önceden semah ritüellerini bilmeyen canlar ( bacılar ve sofular); semaha durmaz. Bu nedenle Alevi ibadetinin tüm boyutunda müzik başköşeyi işgal eder. Ritimleri ve ritüelleri ahenk içinde bir orkestra şefi gibi icra eden Dede; Alevi inanç kimliğinin manevi yönünü bütün detayları ile noksansız ortaya koyar. Müzik Alevi Cem törenlerinin vazgeçilmez bir unsurudur. Müzik olmazsa cem de olmaz.
İlahi ve ruhani coşku Cem’de müzik eşliğinde içedönük Tanrısal bir vecdle aşka dönüşür ve yâreniyle yeknesak olur, semaya varır. Semahlar; Aleviliğin bir ibadet tarzıdır. Semah; Tanrı-Evren-İnsan bütünleşmesinin bir ifadesi olup, insanda mikro düzeyde görünümüdür. 30’ün üzerinde semahın türevi vardır.
Semahlar dairesel olarak icra edilir, ve bütün ritüeller çenber içinde yapılmak zorundadır. Döngüsel daire; Alevi öğretisinde, “Devriye Kuramı”nın bir gereğidir. Semah edenler kendi etrafında döndükleri gibi daire etrafında da dönüş yaparak ritim ve figürlerini müzik eşliğinde ona göre ayarlarlar ve evrendeki sistemin insanda coşkulu tezahürüne dönüşür. Semahlar; ibadete yönelik ve muhabbete yönelik, folklorik olmak üzere iki türlüdür. Kırklar Semahı, Kırat Semahı, Turnalar Semahı, Ali Nur Semahı ibadet içindir ve Cem’in belirli aşamalarında yapılır. Değişik yörelerde farklı ibadet semahları da vardır. Mengi semahlar daha çok muhabbette dönülür.
Cem törenlerinde Zakirler bağlamanın çeşitli saz türlerini çaldıkları gibi, keman ve ney gibi ince saz türlerini de çalarak nefes söyleyebilirler. Sultan Onar Ocağı cemlerinde çok çeşitli ince müzik aletleri zakirlerce çalınıp; “Tevhid Duvazimamı”, semah ve nefes müzikleri icra edilmiştir. Vülger tarzda da olsa “Tevhid İlahisi”si çok sesli koro halinde cemaatle; zakirlerin çalıp söylediği; Dede’nin coşkulu vecd içinde gülbang çektiği; inişli çıkışlı, içiçe geçmiş kadın erkek ses tonlarıyla, keman, ney kudüm ve bağlamaların (divan, cura vb.) tellerinden çıkan melodilerle, çanhıraş “Allah Allah Allah !..” nidalarıyla bir dinsel operettir, Sultan Onar Cemevi’nde icra edilen cemler, 1950’li yıllarda; otantik, içten, Hakk ile hak olan deruni toplumsal bir ibadetti. Alevi nefes ve deyişleri müziğiyle çok sesli bir tarzda icra edile bilinir. Cemlerde bağlama ile birlikte çeşitli enstrümanlarla ve piyano eşliğinde duazlar, nefesler, deyişler söylenerek ibadet edilip, semahlar dönülebilinir. Nefesler çok sesli kalıpta çok çeşitli enstrümanlarla icra edilebilinir.
Hubyarlı Dedelerin Hızır Cemleri ve tek dalga tevhidli cemlerde yöresel söylenen nefes şöyledir:
TEVHİD NEFESİ
Girdi Muhammed Canım Sürelim hümmed
Bir adın Ahmet canım Elhamdürüllah
Canım Elhükürüm Allah
Göklerde ay var yoksullar baylar
Allaha yalvar canım Elhamdürüllah
Göklerde yıldız sürelim dümdüz
Geceler gündüz canım Elhamdürüllah
Gör Yunus ne demiş
Sıtk ile hü demiş!…(*)
Ilgıt ılgıt eser seher yelleri
Burcu burcu kokar onun gülleri
Yeşil alem çekmiş gider yollara
Ellez dedem gelir bizim ellere
Allah Hü, Allah, Hak La İlahe İllallah!…
İndim seyreyelim Çini Maçini
Gönlüm arzulayor Ali Koçunu
Arzeyledim göremedim göçünü
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü Allah Hak la ilahe illallah!…
Kavuşturdun hem bağ ile bostanı
Göresim geldi gözler mestanı
İndim seyreleydim Arabistanı
Ellez dedim gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü Allah Hak la ilahe illallah!…
Denemek mi olur gökte yıldızı
Bağrıma kar etti nadanın sözü
Arıdan ipekten bunların sözü
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü Allah Hak la ilahe illahlah!…
Muhyettin efendim Hızır atası
Hazreti Haktan tutmuş putası
Üçüde bir olmuş okur fetvası
Ellez dedem gelir hem bu demlere
Dedem her dem gelir bu demlere
Allah hü Allah Hak la İlahe İllahlah!…
Bir dem usluyam bir dem deliyim
Coşarsam da hendeğimde doluyum
Eşiğinde edna geda kuluyum
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü Allah Hak la İlahe İllahlah!…
Muhyettin efendim bunlar yemeni
Kimi Türk’tür kimi Hasan Abdallı
Arıdan ipektten bunların gönlü
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü, Allah, Hak la İlahe İllahlah!…
ABDAL DEDEM eydür ahuben ağlar..(**)
Coşkun sular gibi ahüben çağlar
Eşiğine yüz sürdüğün erenler
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü Allah Hak la İlahe İllallah!…
ABDAL DEDEM eydür dostlar yarenler
Ak ikrarın bir araya koyanlar
Eşiğine yüz sürdüğüm erenler
Ellez dedm gelir bizim ellere
Dedem her dem gelir bizim ellere
Allah hü, Allah, Hak la İlahe İllallah!…(***)
(*) Bu sözle birlikte her kıtanın sonunda Zakirle birlikte Canlar hep birlikte; “Allah Hü, Allah, Hak La İlahe İllallah!…” diyerek, Tevhit çekmeye başlarlar ve Yedi Kez huşu içinde dalgalanırlar.
(**) Zakirler: Dedem Abdal deyince, tevhid çeken erkekler tevhid çekmeyi bırakıp niyaz bent olarak yapılan duanın sonunu bekleyerek, nyaz bend şeklinde secdede kapalı durular. Bacılar secdeye varmazlar. Zakir nefese devam eder.
(***) Tevhid Nefesi bittikten sonra, Dede: Er cemali, Pir cemali Muhammed Mustafa’ya selavat diyerek canlarla birlikte topluca 12 İmamları da kapsayan salavat getirilir. Sonunda Dede tevhidin sona erdiğine dair bir gülbank okur ve canlar normal oturuşa geçerler.